OFFSHORE VAKIFLAR

Offshore Vakıflar, Malvarlığını Korumada Mükemmel bir Enstrüman.
Vakıflar Batı Avrupada yaklaşık 100 yıl öncelere dayanmakta. Malvarlığı planlamasına yönelik kullanımı 20. yy. başlarında Liechtenstein’ da başlamıştır. Vakıflar, özellikle “Anglo Sakson Trust” konseptlerinin pek tanınmadığı ya da sıcak bakılmadığı sivil hukuk bölgelerinde olmak üzere dünya çapında geniş popülarite kazanmıştır. Panama, Hollanda Antilleri ve Bahamalar vb. bazı ülkeler vakıf yapılanmalarında uygun ortamı sağlamaktadır.

Vakıf, üyesi ya da ortağı olmayan bağımsız bir tüzel kişiliktir. Kurucusu gerçek ya da bir tüzel kişi olabilir, belirli bir süre için ya da süresiz, karitatif, ticari ya da aile amaçlarına hizmet etmek üzere kurulabilir. Şartları yerine getirilerek kurulmuş bir offshore vakfın malvarlığı ve gelirleri vergiden muaftır.

Vakıfların başlıca avantajları;
Vakfın kurucusu, malvarlığını vakfa devredebilir ve hukuki olarak söz konusu malvarlığının sahibi olmadığını beyan edebilir,
Vakfa ait hiçbir malvarlığına el konulamaz,
Potansiyel mirasçılar vakfa karşı dava açamaz,
Vakıflar vergiden muaftır,
Vakıfların sadece karitatif veya kar amacı gütmeyen kuruluş olması şart değildir.
Konunun detayları ve ihtiyaçlarınıza özel yorumlanarak avantajınıza açılımlar önerilebilmesi LowTax Company Consulting uzmanları ile ücretsiz görüşme talep etmelisiniz.
--------------------

MÜTEVELLİ (TANIMI ŞARTLARI ÖZELLİKLERİ GÖREV VE YETKİLERİ)

Mütevelli Vakfiyedeki şartlara ve şer'i hükümlere göre vakfın işlerini idâre etmek üzere tayin olunan kimse.

Genel olarak İslâm hukukçuları mütevelliyi iki kısma ayırmışlardır. Birincisi, vâkıf (malıvakfeden kişi)nin kurmuş olduğu vakfın idaresini yürütmek üzere tayin ettiği kişidir. Vakfeden kişi, kimi mütevelli olarak tayin etmişse, fakihlerin ittifakına göre onun mütevelliliği kabul edilir.

Diğeri ise, vâkıf tarafından mütevelli tayin edilmediği takdirde, kurulan o vakfın mütevellisi hâkim veya hâkim'in tayin ettiği kişidir. (İbn Abidin, Reddü'l-Muhtar, IV, 421; Ömer Nasûhî Bilmen, Hukuki İslâmiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, İstanbul 1976, V, 287).

Mütevelli birden fazla olduğu zaman, mütevelli heyetini oluştururlar.

Mütevelli'ye "kayyım" "mütekellimalel-vakf (vakf'ın idâresi hakkında söz sahibi)" ve"nâzır" da denmektedir. "Mütekellim ale'l-vakf" tabirinin "mütevelli"nin eş anlamlısı olduğunda ihtilâf yoktur. Diğerleri ise tartışılmıştır. (İbn Abidin, IV, 458 ; Ahmet Akgündüz, İslâm Hukukunda ve Osmanlı tatbikatında Vakıf Müessesesi, Ankara 1988, s. 225).

İslâm hukuk âlimleri, mütevelli olacak kişilerde bazı vasıfların bulunmasını şart koşmuşlardır. Bu vasıfları, özet halinde şöyle sıralamamız mümkündür:

1- Âkil olması
Bir kimsenin mütevelli olabilmesi için, âkil (mümeyyiz) olması gerekir. İyi ile kötüyü birbirinden ayırd edemeyen delilerin mütevelli olarak tayin edilmeleri caiz değildir. Başlangıçta âkil olduğu halde, sonradan akli dengesini kaybedenlerin mütevelliliğine son verilir. (Muhammed Kadri Paşa, Kanunü'l-Adl ve'l-İnsaf li'l-Kadâ Alâ Müşkilâti'l-Evkâf, Mısır 1932, md. 145). Bir de, hâkim tarafından tayin edilen mütevellilerin bulûğa ermiş olma şartı, bütün İslâmhukukçuları tarafından kabul edilmiştir. Vakfeden kişinin tayin ettiği mütevellinin baliğ olması ise, alimler arasında farklı yorumlanmıştır. (İbnAbidin, IV, 380; Ahmed Akgündüz, Vakıf Müessesesi, s. 239).

2- Âdil ve emin (güvenilir) olması
Bütün alimler mütevellide âdil ve emin olma vasfını şart koşmuşlardır. Ancak adalet ve güvenilirliğin ölçüsü hakkında değişik açıklamalarda bulunmuşlardır. (Bahauddin Muhammed b. Bahadırez-ZerkeŞî, el-Mansûr fi'l-Kavaid, Kuveyt 1982, II, 374 vd.; Muhammed Ebu Zehra, Muhadarât fi'l Vakf, Mısır 1971, s. 320vd).

3- Vakıf işlerini yürütebilecek iktidarasahip olması
Mütevelli olacak kişide aranan şartlardan biri de, bu şahsın vakıf işlerini bizzat idâreye muktedir olmasıdır. Fıkıh kitaplarında buna "kifâyet" denir. İslâm hukukçuları, kifâyet şartında ittifak etmişlerdir. (Muhammed b. Ahmedeş-Şirbinî, Muğni'l-Muhtâc, Beyrut (t.y.) II, 292).

4- Müslüman olması
Hanefi mezhebi hukukçuları ve Osmanlı bilginleri, mütevelli tayininde müslüman olma şartını aramamışlar ve müslüman olmayanların da mütevelli olabileceklerini kabul etmişlerdir. Diğer bütün mezhep hukukçuları ise, mütevelli olarak tayin edilecek kişinin müslüman olmasını şart koşmuşlardır. (İbni Abidin, IV, 380).

Mütevellilerin vakıflarla ilgili çeşitli vazifeleri vardır. Herşeyden önce mütevelli, vekildir. Hanefilerden İmam Muhammed ve Hanbelilere göre mütevelli, vakıftan yararlananların vekilidir. Zira bunların yararlarını korumak için tayin edilmiştir. Hanefilerden Ebu Yusuf, Mâliki ve Şâfiî hukukçular ile Osmanlı uygulamasına göre mütevelli, kendisini tayin eden şahsın yani vâkıfın veya hakimin vekilidir. (Fetâvâyı Hindiyye, II, 412; Burhaneddin İbrahim b. Musa et-Trablusî, el-İsâf fi Ahkâmi'l-Evkâf Mısır1292, s. 41 vd.) Bu şekilde önemli bir görevi üstlenmiş bulunan mütevelli, vakıfları tamir eder, korur, gerektiğinde vakıfların bir kısım akarlarını kiraya verir, kira paralarını toplar veya toplatır; vakıfların hukukunu korumak için icâbında dava açar, vakıfların gelirlerini şart koşulan yerlere dağıtır ve ulaştırır.

Mütevelliler, kendi selâhiyetleri dahilinde bulunan işleri bizzat yapar veya yaptırırlar. Hâkimin reyine bırakılan hususları ise ona götürürler. Hâkim bunların ifâsı için, isterse mütevelliye salâhiyet verebilir (Ahmet Akgündüz, Vakıf Müessesesi,s. 250). "Külfet nimete ve nimet külfete göredir" (Mecelle, md. 88) kaidesi gereği, vakıf işlerinden yapılması mûtad olanları yapmakla yükümlü olan mütevellilerin bu külfet karşılığında bazı nimetlere sahip olmaları gerekir. İşte bu nimetlerin başında, mütevelliye vakıf mallar üzerinde tanınan tasarruf yetkisi ile bu görevi karşılığında hakettiği ücret gelmektedir.

Mütevellinin ücretini, ya malını vakfeden vâkıf veya kadı (hâkim) tayin eder (Muhammed Ebu Zehrâ, Muhâderâtfi'l-Vakf, Mısır 1971, s. 334). Vakıf mütevellilerini teftiş edecek vemuhasebesini yürütecek makam, genellikle hâkimlerdir. Bir vakfın mütevellisi mevcut iken, hâkim o vakfın tasarrufuna karışamayacaktır. Mütevelli, İslâm esasları dahilinde vakıf üzerindeki tasarrufunu kullanacaktır. Kendi ihmal ve kusuru sonucu olmaksızın telef ve zayi olan vakıf mallarından sorumlu tutulmaz. Beklenmeyen sebepler veya önüne geçilmesi mümkün olmayan hadiseler sonucu meydana gelen zarardan, mütevelli sorumlu değildir.

Ancak vakıf hakkında hıyânet ve suistimalleri bazı emârelerle hissolunduğu takdirde, hakim derhal vakfa dair işlemlerini teftiş ve muhasebesini isteyebilir. Hainliğini veya suistimalini yakaladığı takdirde, mütevelli, vâkıfın kendisi bile olsa, hâkim onu mütevellilik görevinden alabilir. Mütevelli, kendi kusur ve ihmali sonucu meydana gelen zararları tazmin etmekle yükümlüdür. İhmal ve kusuru vakıf malların idâresinde olabildiği gibi, bu malların korunmasında da olabilir. Mütevellinin tazminle yükümlü olduğu diğer bir durum ise, vekil olarak yetkisi dışına çıkarak vâkıfın şartlarına aykırı olarak tasarruflarda bulunması ve yetkili olmadığı bazı işleri yürütmesidir. Şer'î bir cevâz olmadığı halde vâkıfın şartlarına aykırı hareket edip de bundan dolayı vakfa bir zarar gelirse, mütevelli meydana gelen zararı tazmin etmekle yükümlüdür. (İbn Abidin, IV, 380 vd).

Mütevelli, görevinden istifa edebilir. Gerektiğinde vâkfı veya hâkim onu, hıyânet, sefahat, ihmal ve benzeri durumlarından dolayı azledip görevinden alabilir. (Ebû'l-UlâMardin, Ahkâm-ı Evkâf 1339-1340 ders yılı takrirleri, İstanbul, s. 182 v.d.).
--------------------
Nureddin TURGAY

VAKIFLARDAKİ BİRİKİMLERİN BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİNE AKTARILMASINA HAZİNEDEN ONAY

Dernek, Vakıf ve Sandıklardaki Birikimlerin Bireysel Emeklilik Sistemine Aktarımına Hazine'den İzin Çıktı.

Emeklilik şirketi yöneticileri aktarım yapabilecek 200 vakıf ve sandık olduğunu belirterek, bu kesimden 8 milyar dolarlık bir birikim sisteme geçeceğini söylüyorlar.

Hazine geçenlerde yayınladığı yönetmelikle; dernek, vakıf ve sandıkların bireysel emeklilik sistemine aktarımının yolunu açtı. Bireysel emeklilik şirketlerinin uzun zamandır beklediği ve sisteme büyük katkı sağlayacağına inanılan uygulama, 9 Ağustos’ta başlıyor. Buna göre, üyelerine ve çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf, sandıklar; yine emekliliğe yönelik birikimlerini bireysel emeklilik sistemine aktarabilecekler. Bu aktarım bir vakıf ya da sandığın tüm üyeleri için olabileceği gibi, bireysel de geçiş yapılabilecek.

Bireysel emeklilik sistemine aktarılacak birikim tutarı emeklilik şirketi ya da sigorta şirketine nakden ödenecek ve tek seferde yapılacak. Aktarım tutarı üzerinden ise emeklilik şirketi hiçbir kesinti yapamayacak ve giriş aidatı alamayacak. Kişilerin vakıf ya da sandıklara üye oldukları tarih, bireysel emekliliğe aktarım sırasında da emeklilik sistemine giriş tarihi olarak kabul edilecek.

Dernek, vakıf ve sandıkların bireysel emeklilik sistemine aktarımına yönelik uygulama hakkında kamu yöneticileri, kişilere seçme hakkı tanıdıklarını belirterek, "Eğer mevcut durumlarını korumak isterlerse, biz o kesimi toparlamak, teknik açıdan ayağı daha yere basar hale getirmek istiyoruz. Yok vakıf ya da dernek çatısı altında kalmak istemiyorlarsa, o zaman şeffaf yapıda olan bireysel emeklilik sistemine bu kişileri almak istiyoruz. Böylece geleceğe yönelik birikimlerini daha iyi yönetebilmelerini öneriyoruz" diyorlar. Kamu yöneticileri aktarım için dört yıllık bir süreç olduğunu da ifade ederek; dernek, vakıf ve sandıklardan bireysel emekliliğe ciddi bir aktarım beklediklerini, önümüzdeki iki yıl içinde emeklilik sisteminin bugünkü fon büyüklüğü kadar bir fonun bu kesimden geçeceğini savunuyorlar.

Garanti Emeklilik Genel Müdürü Erhan Adalı, yüzlerce vakıf ve sandığın yeni düzenlemedeki avantajlardan faydalanarak, bireysel emeklilik sistemine fonlarını aktarabileceklerine, böylece de sistemin şeffaflık ve güvenli emeklilik için tasarruf etme özelliklerini kullanabileceklerine değindi. Erhan Adalı, "Birikim özelliği olan vakıf ve sandıklardaki üye adedi yaklaşık 55 bin kişi. Bazı kurumların bilgilerine ulaşılamadığı için tam da net bir rakama sahip değiliz. Vakıf ve sandıklar, emeklilik fonksiyonlarını aktararak, asıl vazifelerine daha iyi odaklanabilirler diye düşünüyorum. İlk planda bizim tespit ettiğimiz 20 civarında vakıf veya sandığın kısa dönemde 150-200 milyon dolarlık bir fonu, bireysel emeklilik sistemine aktarabileceğini tahmin ediyoruz" şeklinde konuştu.

Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Yusuf Yeşilırmak, vakıf, dernek ve sandıkların üyelerine bireysel emeklilik sistemine veya yıllık gelir sigortalarına hiçbir masraf ve kesinti yapılmadan geçebilme hakkı tanınmasını, bu kesime sağlanmış en büyük kolaylık olarak niteledi. Yusuf Yeşilırmak; vakıf, dernek ve sandıklarda 8 milyar dolarlık bir birikim olduğunun tahmin edildiğini belirterek, "Şu anda bireysel emeklilik sisteminde 5.3 milyon YTL’lik bir fon olduğu düşünüldüğünde, söz konusu aktarımların gerçekleşmesi durumunda sistemin ne denli büyüyeceği ortadadır" dedi.

Dernek ve vakıflardan bireysel emekliliğe nasıl geçilecek
Üyelerine ve çalışanlarına emekliliğe yönelik taahhütte bulunan dernek, vakıf ve sandıklar 9 Ağustos tarihinden itibaren birikimlerini bireysel emeklilik sistemine aktarabilecekler. Aktarım için dernek, vakıf veya sandık yönetim kurulunun karar alması yeterli olacak. Bir derneğin ya da vakfın tüm üyeleri bireysel emeklilik sistemine geçebileceği gibi, bireysel geçişler de yapılabilecek.

Aktarılacak birikim tutarı emeklilik şirketine bir kere de ve nakden yapılacak. Aktarım yapılan tutar üzerinde emeklilik şirketi herhangi bir kesinti yapamayacağı gibi giriş aidatı da alamayacak.

Bireysel emeklilik sistemine geçen vakıf üyeleri, sistemden en az üç yıl kalmak zorundalar.
Kişilerin vakıf ya da sandığa kayıt oldukları tarih, aktarım sırasında bireysel emeklilik sistemine giriş tarihi sayılacak.